Sevgili Peygamberimiz bu hadisinde, öğrenip öğretmekten maksadın, Kur’an’ın hem okunuşunun, hem de manasının öğrenilmesi olduğunu ifade etmektedir. Zira anlamadan bir şeyi ezberlemek, tam ve kâmil manada onu öğrenmek demek değildir. Yalnız Kur’an’ı yüzünden okumakla yetinmek, mana ve hükümlerini anlamaya çalışmamak doğru bir davranış olamaz. Asıl bizden istenen, ilâhî kelamın manasını anlamaya çalışmak ve Allah’ın mesajından haberdar olmaktır.
Ebû Said el-Hudrî (r.a.), Rasûlüllah (s.a.s.)’ın şöyle buyurduğunu işitmiştir: "İçinizden öyle gruplar türeyecektir ki, siz onların namazları yanında kendi namazlarınızı, oruçları yanında oruçlarınızı, amelleri yanında amellerinizi basit ve küçük göreceksiniz. Onlar Kur’an da okuyacaklardır. Fakat Kur’an’ın feyzi onların boğazlarını geçmeyecektir. Onlar okun yaydan geçtiği gibi dinden çıkacaklardır..." (Buhârî, Fadail, 35)
Bu hadisten anlaşıldığına göre, Kur’an’ı yalnız diliyle okuyup da, üzerinde düşünmeyen, manasını anlamayanlar, ondan gereği gibi yararlanamayacak, onun esprisini kavrayıp kalp ve ruhlarına yerleştiremeyeceklerdir.
4- Kur’an, ihlâsla açıklanmasını istemektedir: Kesin olarak bilinmelidir ki, Kur’an’ın öğretileriyle amel etmek ancak Kur’an’ı düşünüp manasını anladıktan, onun içerdiği nasihat ve uyarılara vakıf olduktan sonra mümkün olur. Bu da, Kur’an ayetlerinin bildirdiği hükümleri beyan edip açıklamakla gerçekleşebilir. Kur’an’ı açıklayan ilme "İlmü’t-Tefsir" denir. Kur’an, nüzûlünden günümüze kadar tefsir edilmiş, kıyamete kadar da tefsir edilecektir. Çünkü insanlar ondaki hakikatlerden ancak bu yolla istifade edebilirler. Nitekim Yüce Allah: "Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere ayetleri apaçık gösterdik." (Bakara, 118) buyurmaktadır. Başka bir ayette de: "(Onları) açık deliller ve kitaplarla gönderdik, sana da bu zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, ta ki düşünüp öğüt alsınlar." (Nahl, 44) buyurarak, Hz. Peygamber’in Kur’an’ı insanlara açıklamasını istemektedir. Hz. Peygamber, gelen vahyi tebliğ etmesiyle, canlı ve hayatla içice kişiliğiyle Kur’an ayetlerini, hem fiiliyle (davranışlarıyla) hem de kavliyle (sözleriyle) tefsir etmekteydi. Yani o, Kur’an’ın yaşanabilir olduğunun somut örneğiydi. Nitekim Sahâbîler, Hz. Âişe validemize Rasûlüllah’ın ahlâkı nasıldı? diye sorduklarında; Hz. Âişe: "Siz Kur’an okumuyor musunuz? Rasûlüllah’ın ahlâkı Kur’an’ın kendisiydi." (Müslim, Müsâfirîn, 139) buyurmuştur.
5- Kur’an, ibret alınıp, hayatta tatbik edilmesini istemektedir: "(Bu Kur’an), çok mübarek bir kitaptır. Onu sana indirdik ki, ayetlerini düşünsünler ve akl-ı selim sahipleri öğüt alsınlar." (Sa’d, 29) Bu ayette de belirtildiği gibi, Kur’an, ayetlerinin düşünülmesini, içerdiği hakikatlerden ibret alınmasını ve hayatta tatbik edilmesini istemektedir.
Kur’an, getirdiği genel prensipler, anlattığı tarihî olaylar ve kıssalar ile içerdiği hükümlerin hepsi, insanı, dünya ve ahirette saadete götürebilecek niteliktedirler. Onu anlamadan hayata geçirmek, üzerinde düşünmeden ibret ve dersler almak, fikir plânında incelemeden hikmetlerinden yararlanmak mümkün değildir.
Kur’an'a tam olarak uymanın ve gösterdiği yoldan gidebilmenin en önemli şartı, onu doğru olarak okuyup ruhunu, özünü kavramakla mümkündür. Kur’an'ı anlamadan yaşamak veya yaşamaksızın okumak, her ikisi de Kur’an'a karşı saygısızlıktır. Bu yüzden Kur’an'ın, mutlaka anlaşılacak biçimde okunması gereklidir. Bunun için de kişi, öncelikle okuduğunu anlamaya engel sayılabilecek hâl ve durumlardan, kurtulmalıdır. yükle
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
"Allah katında günlerin efendisi Cuma dır. O kurban ve Ramazan bayramı günlerinden de faziletlidir. "
Cuma gününde şu beş özellik vardır:
1- Hz. Âdem o gün yaratıldı.
2- O gün yeryüzüne indirildi.
3- O gün vefat etti.
4- O günde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
5- Kıyamet o gün kopacaktır. Allah a yakın hiç bir melek, hiçbir gök, hiçbir yer yoktur, hiçbir rüzgar, hiçbir dağ ve taş yoktur ki, Kıyametin kopmasına sahne olacağı için Cuma gününün heybetinden korkmasın.)
Sizin ilahınız tek bir ilahtır. O ‘ndan başka ilah yoktur ; O Rahman’dır,Rahim’dir.
( bağışlayan ve esirgeyendir) (bakara-163)
hayırlı cumalar
selam olsun örtüsünü bayrak gibi taşıyanlara
aynı inancı paylaşmayanlar bizlere hakaret etseler ne olur ALLAH'ın gazabına uğramayalım yeter.
bu kadar tepkili olanlara acıyorum ve kendime kızıyorum benim eksikliğimden bu insanlar islamı bilmiyorlar. şeytan iş başında hep ayartacak ama muhlis kullar hariç onları ayartamayacak. bizler gerçek imana sahip olurda bu imanı görüntüler ve etrafımıza hakkı tavsiye edersek inşaALLAH onlarda birgün anlayacaklardır yanlışda olduklarını
RABBİM hepimizin yardımcısı olsun. ALLAHA emanet olun.
selam ile
s.a hayırlı günler sabah sabah okudum bu yazıyı yine moralim sıfıra indi söylenecek o kadar çok şey varki malesef yutkunuyoruz hep
diyaloga bakın ----Şöyle söyliyeyim sana Artık başta sizin hükümetiniz var
her istediğiniz oluyor önden siz geçeceksiniz tabı"der
Kız da" bızım hukmetımız basımızda oldugu ıcın mı
ben okuyamıyorum
malesef bunu laikler biliyorda bizim saf müslümanımız
bilemiyor anlayamıyor layt uygulanmaya başlandı öok yakında başörtüsünü serbest bırakırlar merak etmeyin
içi boşalmış bir islam şuursuz bir gençlik
buda ayrı bir yaramız
Bu gece bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi. Kulun Rabbine yakın olduğu gecelerin en önemlisi? Kendisine dua edenleri geri çevirmeyen, günahları bağışlayan, her şeyi bilen, gören ve duyan Yüce Allah tüm dualarımızı kabul etsin.
KADİR GECEMİZ MÜBAREK OLSUN
S.A Hayırlı günler
güzel bir hafta sonu yaşamanız Temennilerimle
ASLINDA KONU IRKÇI İSRAİL VE SİYONİZM OLUNCA CİLTLER DOLUSU YAZI YAZILIR
AMA SADECE SELAM VERMEK İÇİN UĞRADIM..BİRARA İNŞALLAH YORUM YAZARIZ
Ağlamaktan Korkma! Zihindeki Izdırap Veren Düşünceler Gözyaşı İle Temizlenir